Oyuncular: Hakan bey, Kağan OMAY

 

METLIFE-Kuraldan Çok Kuralcı 

İnsan Kaynaklarında 4 Teknoloji Trendi

Tugrul Turkkan

Founder, Vibons
8 articles
 
 

Dijitalleşme insan kaynaklarına yeni bir soluk getirdi. Silikon vadisindeki üçüncü yılımıza girerken İK teknolojileri konusunda yakından gözlemlediğimiz 4 önemli trendden bahsedeceğim.

1. Büyük Veri ve Yapay Zeka İK uygulamalarına girmeye başladı

The Economist geçen sene başmakalesinde, veri için “geleceğin benzin”i tabirini kullanmıştı. Önceki yüzyılı şekillendiren, bir cismin -insan ya da ürün- bir yerden bir yere çok hızlı gitmesini sağlayan yakıttı. Muhtemelen içinde olduğumuz yüzyılı şekillendiren ise veri olacak.

Büyük Veri, causation (neden-sonuç ilişkisi) değil, correlation (iki şeyin birbiri ile ilişkili olup olmama derecesi) arıyor. Bu sebeple yaşantılarımızla ilgili akla hayale gelmeyecek ilişkiler ortaya çıkabilir. Adımlarınızı kısa mı uzun mu attığınız belki de kalp krizi riskinizi etkiliyor? Birkaç seneye Apple Watch milyonlarca insandan edindiği veri ile size nasıl yürümeniz gerektiği konusunda “öğüt” verebilir. Amerika'da Target mağazası müşterinin alışveriş davranışlarından hamile olup olmadığını tahmin eden bir model tasarladı. Birkaç ay sonra orta yaşlarda bir adam Target mağaza müdürünün odasına dalıp, "Siz nasıl olur da liseye giden kızıma hamilelikle ilgili kuponlar gönderirsiniz!?" diye ortalığı birbirine kattı. New York Times haberine göre adam 2 hafta sonra gelip "Kızım hamileymiş, yeni öğrendim, bilmiyordum." diyerek mağaza müdüründen özür diledi.

Zihnimiz analitik bir çözümleme esnasında bilinçli belleğin kısıtlı kapasitesiyle hareket ediyor. Oysaki, bilinçaltı, bilince aktarmadığımız sayısız veriyi kullanarak bazı öngörüler yaratıyor (buna sezgi diyoruz). Sorun şu ki, sezgimiz sadece kendi deneyimimize bağlı. Yapay Zeka milyonlarca insanın verisini tek bir potada toplayıp analiz etme imkanına sahip. Bir bakıma, Yapay Zeka ile "insanlığın kollektif sezgisi" bilimselleşiyor.

Yapay Zeka İK'da işe alım, performans, operasyonel etkinlikte ciddi katkılar yapacak. Bazı örnekler:

  • Teknoloji şirketi Genpact çalışan e-maillerinin metadatası üzerine derin öğrenme modelleri kullanarak yaptığı bir araştırmada yüksek performanslı çalışanı %74 ihtimalle tahmin etmiş. Ne bulmuşlar? Yüksek performanslı liderler iletişime girerken daha basit sözcükler kullanıyor, daha hızlı dönüş yapıyor ve daha sık iletişim kuruyorlar. Benzer diğer bir çalışmada şirket işten ayrılacak bir çalışanı yüksek bir olasılıkla 6 ay önceden tahmin edebiliyor.
  • Tüm şirketlerde iş başvurularını elemek ciddi bir iş yükü. Johnson & Johnson her sene 25.000 çalışanı işe almak için 1,2 milyon iş başvurusunu değerlendirmek zorunda. HiredScore, HireValue gibi Yapay Zeka algoritmaları kullanan start-uplar sayesinde şirketler adayları çok daha hızlı tarayıp filtreleyebiliyor. Örneğin, Hilton böyle bir çalışma sayesinde aday işe alım sürecini 42 günden 5 güne indirmiş. İlginç bir bulgu: uzun CV'lerin genelde daha verimsiz adaylar olduğu tespit edilmiş. The Economist'in makalesinden işe alımda Yapay Zeka uygulamalarını daha detaylı inceleyebilirsiniz.
  • "Kaç gün tatil hakkım kaldı?" veya "Performans değerlendirme süreci ne zaman?" gibi basit soruları cevaplamak İK departmanları için ciddi iş yükü. Chatbot'lar ile birçok şirket bu süreçleri robota "emanet ediyor". Örneğin, Garanti Bankası bir İK botu hayata geçirdi. Bu botlar ilk başta istenildiği performansı gösteremeyebilir, ancak Siri'nin yıldan yıla "akıllanması" gibi, İK botları da zamanla etkili çözümler haline gelecek.

Kapalı bir odadasınız, pencereden bir el size Çince kağıtlar uzatıyor. Çince bilmiyorsunuz, ama odanızda her Çince fişe karşılık gelen başka bir Türkçe fiş var. Uzatılan her fişin karşılığını bulup pencereden Türkçe fişi uzatıyorsunuz. Dışarıda olan kişi içeride Çince bilen birinin olduğu yanılgısına kapılır. Filozof Sears'un ünlü Çin Odası argümanı Yapay Zeka'nın gerçekte "zeki" olmadığını anlatıyor (argümanın kısa bir animasyonu). Yıllar önce öğrenciyken filozof Dan Dennett Boğaziçi Üniversitesi'ne bir konuşmaya gelmişti. Bir materyalist olarak Dennett’in buna cevabı ise, insanın da zihninin olmadığıydı. Ona göre bilincimizin olduğu fikri de bir çeşit yanılgı ya da ilüzyondu.

2. Buluta gidiş - er ya da geç

İnsan kaynakları yazılımlarının buluta geçişi -ülkemizde nispeten daha yavaş olsa da- hızlanmakta. Sierra-Cedar 2018-19 İK araştırmasına göre, büyük şirketlerde bulut tabanlı & kiralama modelli İK yazılımı kullanma oranı %57’ye çıktı. Tüm şirketlere vurduğumuzda bu oran %70’lerde (aşağıdaki kırmızı grafik).

Kimi şirketler Workday ve SuccessFactors gibi bütünsel çözümlerle tüm İK süreçlerini tek bir sistemden yönetmeyi tercih ediyor. Örneğin, ABD’de çalıştığımız dünyada 350.000 çalışanı olan Hitachi yakın zamanda Workday’a geçti. Türkiye’de SuccessFactors daha yaygın. Kimi şirketler ise farklı alanlarda daha dar kapsamlı uygulamalara yöneliyor. Performans yönetiminde BetterWorks, çalışan bağlılığında Glint, öğrenme deneyiminde Grovo gibi.

Bulut sistemlerinin kapalı sistemlere göre belirgin artıları var. Bulut yazılımı yığınla şirketten topladığı veri ile uygulamayı “eğitip” kendini sürekli geliştiriyor. Şirketinizde kapalı sistem bir İK yazılımı kullandığınızı farz edelim. Siz 5.000 çalışanın verisiyle ürünü geliştirmeye çalışırken, Workday sizin gibi 1.600 şirketin 2 milyonu aşkın kullanıcısından edindiği veri ve deneyim ile uygulamanın verimini sürekli artırıyor. Ayrıca, Apple’ın App-store ile yaptığı gibi bir “marketplace” oluşturarak size farklı uygulamalar kullanma imkanı sağlıyor. Böylece özel ihtiyaçlarınızı da karşılayan bir iş ekosistemi kurmuş oluyor.

3. İş akışında öğrenme

Kurumsal gelişim bizim de ABD'de aktif içinde olduğumuz bir alan. Josh Bersin yakın zamanda eğitim&gelişim uygulamalarının teknoloji trendlerinden nasıl etkilendiğini anlatan bir makale yayımladı. Bu makalesinde Vibons'a (aşağıdaki grafikte en sağda) yenilikçi beş eğitim&gelişim start-up arasında yer verdi.

Kurumsal eğitimde teknoloji platformlarını basitçe üç döneme ayırabiliriz.

  1. LMS (Learning Management System): Tüm eğitim süreçlerini tek bir platformda yönetme. Tüm dünyada LMS’lerin NPS skorları -8 olunca, ABD’de bu çözümü son yıllarda sorgulayanlar artışta. Zorunlu uyumluluk eğitimlerini LMS’te tutup öğrenme deneyimini farklı bir alana kaydırma yaygınlaşmaya başladı.
  2. LXP (Learning Experience Platform): LMS'lerdeki kullanıcı deneyimi sorunlarına sektörün cevabı Öğrenme Deneyimi Platformları oldu. Josh Bersin'in LXP ismini taktığı Degreed, Pathgather, Grovo gibi çözümler ilhamını UX trendlerinden, Netflix ve Youtube'dan alıyor.
  3. Akıllı Sistemler, İş Akışında Öğrenme: Gelmekte olan yeni dönem Yapay Zeka ile güçlendirilmiş ve mobil-öncelikli uygulamalar. Amaç öğrenmeyi iyice iş akışının içine sokmak. Örneğin, Google’un eski İK başkanı Laszlo Bock’un start-up'ı Humu makine öğrenmesiyle çalışan bağlılığını geliştirmeyi amaçlıyor. Kullandığı temel yöntem ise çalışanı doğru zamanda “dürten” nudge sistemleri. Vibons olarak geliştirdiğimiz Journeyuygulaması da bir çeşit iş akışında öğrenme çözümü. Journey performans döneminden performans dönemine çalışanı mikro-öğrenmelerle geliştirmeyi hedefliyor. Çalışan ile yönetici performans değerlendirmesinde bir gelişim alanı belirlediğinde, Journeyçalışana (örneğin, müşteri odaklılık) bir öğrenme yolculuğu başlatıyor. Yolculuk boyunca çalışanı, her hafta hap şeklinde 3-5 dakikada tamamlayabileceği eğitim ve "baby-steps" aksiyonlarla geliştiriyor. Sonraki performans döneminde de yönetici çalışanın öğrenme yolculuğunda ne kadar ilerlediğini görebiliyor.

4. Tasarımsal Düşünme & Yalın metotları

Yüzlerce saat ofisinize kapanıp bir proje geliştirdiniz. Projeyi hayata geçirdiniz, ama iç müşteriniz satın almadı!? Bu sıklıkla yaşanan bir durum. İK alanında tasarımsal düşünme metodunu kullanarak bu verimsizlikleri yaşamayabilirsiniz.

Basit bir soru soralım. Bir proje hayata geçireceksiniz. Projenin iç müşteri tarafından kullanılmama riskinin önüne geçmek için ne yapmak lazım?

Tasarımsal düşünme metodunun cevabı şu: Ürünü geliştirirken olabildiğince bu ürünü kullanacak kişiyi işin içine alın. Yani bir bakıma ürünü müşteriyle geliştirin.

  • Metot önce hedef müşterinin detaylı bir analizi ile başlıyor: persona çıkartmak -daha Türkçesi “suret” belirlemek. Ürünü geliştirdiğiniz kişiyi kanlı canlı hayal etmeye çalışıyorsunuz: 34 yaşında Mehmet, satış elemanı, gününün büyük kısmını sahada geçiriyor, futbolsever gibi…
  • Ardından ikinci aşamada "Satışçı Mehmet" için geliştirdiğiniz ürünün basit bir versiyonuna odaklanıyorsunuz. Bütün ürünü tek seferde bitirmek yerine, MVP (minimum viable product) çıkartıp sahaya sürüyorsunuz.
  • Ve müşteri geri dönüşleriyle ürünü sürekli geliştiriyor ya da değiştiriyorsunuz. Yani kervanı yolda düzüyorsunuz. Ta ki tam bir “product fit” (müşteriye, “Ha tamam, benim istediğim bu!”) dedirtene kadar.

15 senelik İK yaşantımda bunun temel bir sorun olduğuna sıkça şahit oldum. Bir proje lanse edildiğinde işin büyük oranda bittiği düşünülür ve “bir sonraki projeye” geçilir. Bunun bir sebebi de, lansmana kadar çok efor sarfedilmiştir, bu projenin "artık bitmesi" herkesin bir bakıma tercihidir. Yıllarca gözlemlediğim çoğu durumda işin tutundurulması ve takibi ilk lansmandan daha kritik. Tasarımsal düşünme yaklaşımıyla düşünürsek İK’da çoğu işte tastamam bir proje lanse etmektense, daha basit (bozuk değil, eksik) MVP’lerle projeyi hızlıca hayata geçirmek ve ardından etkin sonuca ulaşana değin geliştirmek ve ısrarcı olmak daha sağlıklı.

Mesele ilk seferde mükemmeli bulmak değil, müşteri geri-bildirimlerine kafa yorarak ideal çözüme zamanla ulaşmak. “Yenilikçi, iyi bir şey yaptık, bu iş bitti” demek yerine, mevcut çözümü daha etkili hale getirmeye odaklanılırsa sonuçlar da daha tatmin edici olacaktır.

Bir sonraki yazımda bir değişiklik yapacağım. İK ve eğitim üzerine değil, silikon vadisinde geçirdiğimiz 2 sene boyunca yaptığımız hataları ve genel olarak yolculuğumuzu anlatacağım.

---

Tugrul Turkkan, Vibons'un kurucusu ve genel müdürü. Vibons Inc. kurumsal gelişim ve iletişim alanında faaliyet gösteren California, SF merkezli bir firmadır. Tugrul Turkkan'ın önceki makaleleri: Silikon Vadisi Şirketlerinden Çarpıcı Kurumsal Gelişim Uygulamaları Dijitalleşmede Kurumsal Öğrenme Ne Sorumluluk Almalı? Vibons DevLearn 2017'deydi: Hangi Kurumsal Öğrenme Trendleri Öne Çıkıyor?